Spor Hukuku Enstitüsü

Spor Hukuku Sertifika Töreni Açılış Konuşması PDF Yazdır e-Posta

(Spor Hukuku Enstitüsü Başkanı Av. Kısmet Erkiner)

Sayın Bakan,Sayın Rektör,Sayın Başkan,Sayın Dekan (lar) Sayın Öğretim Üyeleri,Sayın Müdür (ler)
Değerli Eğitmenlerimiz, Çok Değerli Sertifika Programı mezunları, Muhterem Meslektaşlarım
Medyanın değerli mensupları, Sayın misafirler, Hanımefendiler – Beyefendiler;

2009 -2010 akademik yılı Spor Hukuku Sertifika Dağıtım Törenine hoş geldiniz.

Bir Yazar şu iki soruyu sormuş:
1.    Fertlerin spor yapmak hakkı var mıdır ?
2.    Spor Hukuku diye bir şey mevcut mudur ?



Yazar incelemesinde, sormuş olduğu bu iki soruya, şu şekilde cevap veriyor:
1.    Spora bağlı olarak insanın bir hakkı vardır; bu, hoşuna giden sporu mertçe, bu spor nev’i için memlekette vazedilmiş bulunan kaidelere uygun olarak, yapmak hakkıdır.
2.    Hakikat şudur ki bugün tam manâsile bir spor hukuku mevcuttur ve bu hukuk, diğer hukuk sahalariyle de mütemadi bir temas halindedir.

Bu iki soru ve cevapları da, günümüzde çok iyi bilinen ve devamlı söylenen, kabul görmüş iki gerçektir. Öyle ise bunları burada neden bir alıntı yaparak belirtiyorum.

Belirtiyorum zira, yazılmış olduğu tarih 1940; yazarı, merhum Necdet Azak ve yayınlandığı yer “Beden Terbiyesi ve Spor Mecmuası”. Dergiyi TMOK kütüphanesinde bulabilirsiniz.

Bu Türk hukukçusu, derginin üç sayısında, özellikle “spor hukuku” nu uzun uzun inceliyor ve mevcudiyetini gerekçeleri ile ortaya koyuyor. Ne zaman ? 1940’da. Yani II. Dünya Harbinin en şiddetli döneminde, Avrupa ve Dünya can derdinde iken ; ve de Dünya’da ilk Spor Hukuku Araştırma Merkezi, Fransada Limoges Üniversitesine bağlı olarak 1974’de kurulmadan tam 34 yıl önce, bir Türk hukukçusu böyle bir disiplinin farkına varıyor ve bunu dile getiriyor. Ancak bu tespitin kimse arkasından gitmiyor ve kütüphanelerin tozlu raflarında unutulup kalıyor. Eğer , o zaman bu tespit kurumsallaştırılmış olsa idi, Türkiye, bugün Spor hukukunun kaynağı, öncüsü, dünyaya bu disiplini öğreten ülkesi olurdu.

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti olarak Spor Hukuku’nun ilk telaffuzu bu tespitten tam 68 yıl sonra 2008 yılında yapılan 6. Spor Şurası’ndadır. Bu Şura’da ilk kez Spor Hukuku gündem maddesi yapılmış ve bu Şura’nın beş Komisyonundan birisi Spor Hukuku alanında çalışarak Şura’ya bu konudaki karar tasarısını hazırlamıştır.

Şura’nın  kararlar metnini incelediğimizde, çok çarpıcı ifadelerle karşılaşıyoruz. Birincisi, batıda ilk kez Belçikalı spor hukuku teorisyeni Luc Silance’ın ifade ettiği ve benim de benimsemiş olduğum “ Dünyada iki hukuk düzeni vardır,  devletlerin hukuk düzeni ve sporun hukuk düzeni” tanımına alıntı yapmıştır. Bu suretle Türkiye, spor hukukunun özel hukuka mı girer, yoksa kamu hukukuna mı dahil edilmelidir, tartışmasına noktayı koymuştur. Spor hukuku, kendine özgü (sui generis) bir hukuk disiplinidir. Dahası, Şura karar metninde  spor hukuku için “ lex sportiva” adını da kullanarak, bu disiplinin batıdaki adını da benimsemiştir.

Bir diğer değinmek istediğim belge, “Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu” tarafından 2009 yılında düzenlenmiş olan “Türk Spor ve Spor Teşkilatı Raporu”dur. Bu Raporun birçok çok önemli tespiti ve önerileri vardır. Bunlardan birisi şu şekildedir:
“Spor Hukuku alanında ihtiyaç duyulan, bilimsel araştırmaların yapılabilmesini ve uzman hukukçuların yetiştirilebilmesini teminen “spor hukuku” derslerinin kapsamınıngeliştirilmesi ve yaygınlığının sağlanması,”

Tamamı 395 sayfa olan ve kamu oyunun bilgisine 17 sayfalık bir özeti yayınlanmış olan bu Raporun ilerliyen sayfalarında şu tespiti de bulmaktayız:
“Özerk federasyonların kamu hukuku tüzel kişileri olmaları ile birlikte kamu hukuku tüzel kişiliğinin mevcut sınırlarını aşacak şekilde veya özel hukuk tüzel kişileri olmaları ile birlikte kamu tüzel kişiliğinin sağladığı bazı ayrıcalıklara sahip olacak şekilde esnek bir yapıya kavuşturulmalarının, mutlaka Anayasada değişiklik yapılması ile mümkün olacağı değerlendirilmektedir.”

Diğer bir deyişle, Devlet Denetleme Kurulu Spor federasyonlarının “sui generis”  bir hukuki yapılanması olduğunu ve bunun tam manası ile değerlendirilebilmesi için  Anayasa’nın 59 maddesine değişiklik getirilmesini önermektedir.

Bütün bu tespitler göstermektedir ki “Siz, Değerli Spor Hukukçuları”mıza çok iş düşmektedir. Ancak bunları, bugün alacağınız Sertifikayı sadece duvarınıza asarak veya bir çekmecenizin içinde unutarak, köşenize çekilip spor camiasınca keşfedilmeyi bekleyerek sağlayamazsınız. Aktif olmanız, girişken olmanız, sabırlı olmanız gerekmektedir.

Türkiye’nin spor kurumları, sporcuları, yöneticileri, büyük çoğunlukları ile, henüz spor hukukçularının kendilerine ne derece gerekli, faydalı olacaklarını anlamamışlardır. Bunu anlatmak sizlere düşmektedir. Spor insanları şimdilik hukukçuları, işlerini köstekleyen, engelleyen kişiler olarak görmektedirler. Bunun nedeni, eylemden önce hukukçu kullanmamaları, hukukçuya danışmamaları, daha sonra da eylemlerinin hukuka uygun hale getirilmesini değil, hukukun eylemlerine uydurulmasını istemeleridir. Bunun mümkün olamayacağı ifade edildiğinde de, hukukçu, engelleyici kişi olarak görülmektedir.

Değerli meslektaşlarım, bir zamanlar yapayalnız olduğum bir ormanda, artık sizler de varsınız. Ne mutlı bana,

Hepinize başarılar dilerken, beni dinlediğiniz için teşekkür eder, Saygılarımı sunarım..

 

Av. Kısmet ERKİNER

 

Sitemize Hoşgeldiniz...

ÖNEMLE DUYURULUR

"SİTEMİZDE YAZARININ ADI BELİRTİLMEK SURETİYLE YAYINLANAN TÜM MAKALELER, SADECE ADI GEÇEN YAZARIN GÖRÜŞÜNÜ YANSITMAKTA OLUP MAKALENİN YAYINLANMASI ENSTİTÜMÜZÜN YAZAR İLE AYNI GÖRÜŞTE OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ."

Mevzuat